<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.0.7" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Elestiri.org | Yaşama dair eleştiriler</title>
	<link>http://elestiri.org</link>
	<description>elestiri.org</description>
	<pubDate>Sat, 16 Aug 2008 10:21:39 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.0.7</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Muhalif Olmak</title>
		<link>http://elestiri.org/muhalif-olmak/</link>
		<comments>http://elestiri.org/muhalif-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Aug 2008 10:21:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Sezen</dc:creator>
		
		<category>Politika</category>

		<category>Bireyler ve Toplum</category>

		<category>Dinler ve İnanç</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/muhalif-olmak/</guid>
		<description><![CDATA[Laiklik ve demokrasi her ülkenin tarih, din ve kültürüne bağlı olarak farklılıklar gösterecek siyasi uygulamalardır. Muhafazakâr adı verilen ve sadece kendi çıkarları zedelendiği zaman veya amaçlarına ulaşmak için demokrasiyi bir tren gibi kullanmak isteyenler, demokrasinin kendini koruma amaçlı yaptığı girişimleri demokrasi karşıtlığı olarak görmektedir. Oysaki bunlar bizde demokrasinin yaşaması için şarttır. Batıdaki gibi bir uygulama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Laiklik ve demokrasi her ülkenin tarih, din ve kültürüne bağlı olarak farklılıklar gösterecek siyasi uygulamalardır. Muhafazakâr adı verilen ve sadece kendi çıkarları zedelendiği zaman veya amaçlarına ulaşmak için demokrasiyi bir tren gibi kullanmak isteyenler, demokrasinin kendini koruma amaçlı yaptığı girişimleri demokrasi karşıtlığı olarak görmektedir. Oysaki bunlar bizde demokrasinin yaşaması için şarttır. Batıdaki gibi bir uygulama bizde olamaz. Batı yüzyıllar önce reform ve rönesensı yaşamış, özellikle reform sayesinde din bağnazlığına karşı koyuşu gerçekleştirmiştir. Fransız İhtilali sayesinde ise millet olmanın bilincine varmıştır. Ancak Anadolu&#8217;da böyle düşünce amaçlı aydınlanmayı gerçekleştirecek büyük sosyal olaylar olmamıştır. Sadece vatan işgal edildiği zaman insanlar vatan sevgisiyle hareket etmiş ve dünya tarihinin eşsiz zaferlerinden birini kazanmıştır.</p>
<p>Anadolu&#8217;daki Türk halkı halifeliğin kabulünden yani 16.yy dan 21 yy.a kadar din boyunduruğu altında yaşamış ve daha eski zamanlardan itibaren bir kul psikolojisi içinde sultanlarına bağlılığını bildirmiştir. Dolayısıyla böyle olan insanlardan da 80 yıllık kısa bir süre zarfında verilen eğitimle -ki gerici eğitimin de toplumda alttan alta yaygınlaşmasına karşılık- tam olarak demokrasiyi ve laikliği benimsemesi beklenemez. Eğer 21. yy.da hala bize oy vermeyen cennete gidemez diyenler varsa ve binlerce insan bunun üzerine o partiye oy verebiliyorsa bu da Türklerin hepsinin olmasa bile bir kısmının hala yüzyıllar boyunca edindiği kul ve köle psikolojisinden kurtulamadığını gösterir. <a id="more-82"></a></p>
<p>Tanrı karşısında bir hiç, sultan karşısında ise bir köle olan insanların birey aşamasına gelmeleri ve özgür düşünceye sahip olmaları uzun zaman gerektiren bir süreçtir. Bizdeki demokratikleşme çabalarının ise daha Atatürk zamanında kurulan partilerden başlayıp her on yılda bir kesintiye uğramasının sebebi de askerde veya cumhuriyetin kendini koruma refleksinde değil, halkın bazı değerleri tam olarak anlayamamış olmasında aranmalıdır. Kasıtlı çevrelerin laikliği din düşmanlığı olarak göstermelerinin de etkisiyle laikliği tam olarak anlayamayan, okumayan ve sorgulamayan bir toplumun demokrasiye tam olarak sahip çıkması beklenemez. Bu noktada halkı uyarmak ve bilinçlenmelerini sağlamak kendini vatansever hisseden herkesin görevidir. Bunun ise ilk aşaması okumaktır. İnsanın yaşadığı çevreyi ve insanları eleştirmeden koyun gibi onlara uyum sağlaması, insanlığın zekâ mirasına sırt çevirmektir. Toplumun kötü yanlarını eleştirmeli ve bunları değiştirmek için uğraşmalıyız. Bu noktada bazı küçük beyinler &#8221; sen halkı küçümsüyorsun&#8221; veya &#8221; sen özünden kopmuşsun &#8221; gibi herhangi bir düşünsel temeli olmayan ve aydın bilinciyle uyuşmayan sözler söyleyebilir. Ancak aydının görevi toplumun aksak yönlerini yok etmeye çalışmaktır. Sokrates savunmasında &#8221; ben bir at sineğiyim ve devlet de bir attır, ben eleştirilerimle o atın titreyip kendine gelmesini sağlıyorum&#8221; der. Bu bilen, gören, işiten ve kendini insan hisseden herkesin görevidir. Toplumun yanlış uygulamalarına karşı gelmek ve bunları değiştirmek, bu noktada yapılacak tüm eleştirilere sabırla ve bilgiyle karşılık vermek� Bazıları halkı sevmek adına halka kötülük yapmaktadır; halkı sevmek demek günah diye kızlarını okutmayan insanları desteklemek değildir. Eğer halkı sevmek buysa, demek ki düşünen insanların hepsi halk düşmanıdır.</p>
<p>Uygulanan ekonomik yöntemlerle halkı aç bırakmak ve daha sonra ramazan ayında sadaka niyetine insanların gururunu kırıcı bir şekilde erzak verilmesini istemek halkı sevmek değildir. Bu halkın uyanmasına karşı gelmek, düşünmeyen, okumayan insanların sömürülmesine destek olmak demektir. Psikoloji bilimi ve tüm insanlık nasıl Sigmund Freud sayesinde bilinçaltındaki gerçek kişiliğiyle tanıştıysa, eleştiriler sayesinde de kendisindeki yanlış yönleri görecek ve bunları değiştirecektir. Evet eleştirmek düşmanlıktır; ancak halka düşmanlık değildir. Okumayan, öğrenmeyen veya halkın bunları yaparak bilinçlenmesine karşı olanlara düşmanlıktır.</p>
<p>Sonuç olarak söylemek gerekirse toplumların günümüzdeki durumları tarihlerinin eseridir. Yüzyıllar boyunca din baskısı ve sultan hükmü altında yaşayan insanların 80 yıllık aydınlanmacı eğitimle tamamen &#8220;düşünen insan&#8221; seviyesine yükselmesi beklenemez. Bu noktada yapılan seçimlerde de düşünmeyen çoğunluğun düşünen azınlığa galip gelmesi doğaldır; ancak bu, ülkenin gelişmesi açısından son derece zararlıdır. Ülkenin gelişmesi ve ilerlemesi yolunda muhalif olmak ve toplumu eleştirerek değiştirmek görevimiz olmalıdır.
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/muhalif-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkler&#8217;e Mektup</title>
		<link>http://elestiri.org/turklere-mektup/</link>
		<comments>http://elestiri.org/turklere-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Aug 2008 10:17:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Sezen</dc:creator>
		
		<category>Tarihsel</category>

		<category>Bireyler ve Toplum</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/turklere-mektup/</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba
Ben size çok uzak bir ülkeden yazıyorum. Burada zengin bir insanım. Nasıl mı zengin oldum sizin de tanıdık olduğunuz banka hortumlama yoluyla tabi ki. Daha sonra 2004 yılında Eurovision şarkı yarışmasında sizin ülkeniz birinci oldu. Ben de sizin ülkenize tatil amaçlı gelmeye karar verdim ve biraz İngilizce öğrenmeye çalıştım. Ülkenize geldiğim de ise şaşırdım siz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba</p>
<p>Ben size çok uzak bir ülkeden yazıyorum. Burada zengin bir insanım. Nasıl mı zengin oldum sizin de tanıdık olduğunuz banka hortumlama yoluyla tabi ki. Daha sonra 2004 yılında Eurovision şarkı yarışmasında sizin ülkeniz birinci oldu. Ben de sizin ülkenize tatil amaçlı gelmeye karar verdim ve biraz İngilizce öğrenmeye çalıştım. Ülkenize geldiğim de ise şaşırdım siz İngilizce değil Türkçe konuşuyormuşsunuz. Daha sonra tatilime devam ederken at üzerinde bir komutanın veya takım elbiseli bir devlet adamının heykellerini gördüm. Merak edip bu kim diye sordum. Atatürk dediler. Onun önderliğinde bu güzel ülke kuruldu dediler. Bir kişini önderliğinde bir ülkenin nasıl kurulduğunu merak ettim. Günler geçti ve ülkeme döndüm. Ancak sizin ülkeniz aklımdan çıkmadı ve dilinizi, tarihinizi araştırmaya başladım. Devletinizden önce aynı topraklarda Osmanlı Devleti vardır. Daha sonra emperyalizmin paylaşım savaşında devletiniz yenilir ve topraklarınız işgal edilir. Sizin padişahınız buna destek çıkar.<a id="more-80"></a> Size acıdım, padişahınız sizi insan yerine bile koyup sizi korumuyor, koltuğu uğruna bir ulusu peşkeş çekiyor. Savaş sırasında Çanakkale kara-deniz savaşlarında Mustafa Kemal önderliğinde inanılmaz bir başarı kazanırsınız ve Mustafa kemal &#8216;&#8217; Anafartalar Kahramanı &#8216;&#8217; olur. Savaş biter ancak M.Kemal in işi bitmez. İşgal edilen bir vatanın kurtarılması gereklidir. Satılmış padişahın yanında bu işin olmayacağını anlar ve Anadolu ya geçer. Yokluk içindeki bir ulusu savaşa hazırlar ve ülkenin tamamen kurtarılması gerektiğini belirtir. Ancak orada bile bir kısım din adamınız dininiz adına ona karşı çıkar. Size ilk sorum; bu din adamlarınızdan utanmıyor musunuz? Ayrıca dış devletler de bu kurtuluşu bastırmaya çalışırlar. Ülkenizde ki satılmışlarda ayrı bir derttir. Ama büyük bir başarıyla Kurtuluş Savaşı nı kazanırsınız. Lozan ı imzalarsınız.newyork times in deyişiyle &#8216;<strong>&#8217;son iki yüzyılda Asya nın  Avrupa ya karşı</strong> <strong>ilk zaferi'&#8217;</strong> ni kazanırsınız. Bu savaşta başkomutanınızın giydiği çizme delik,halkınız fakir, iç düşmanlarınız haddinden fazla, ülkede kaos başka bir derttir. UNESCO nun 1996 yılında almış olduğu karar da dediği gibi emperyalizme 21.yy da darbe indiren ilk liderdir.Ya da Afgan kralının deyişiyle &#8216;<strong>&#8216;o sadece Türklerin değil</strong> <strong>bütün şark ın atasıydı'&#8217;</strong>. Gerçekten de daha sonra bütün mazlum-haklı uluslar onu önder almışlardır. Az önceki sorumu değiştiriyor ve böyle bir lidere sahip olduğunuz için kendinizle ne kadar gurur duyuyorsunuz, diye değiştiriyorum.Savaş biter ama o sadece asker değil aynı zamanda çağdaş bir devlet adamıdır. Yüzyıllarca kul-köle olan binlerce yıllık tarihe sahip bir milleti tekrar hak ettiği değere ulaştırmıştır. Times gazetesi onun için &#8216;&#8217; <strong>Bir zamanlar Avrupa ya fuzuli girmiş bir devlet sayılan Türkiye,</strong> <strong>Atatürk&#8217;ün önderliği altında Avrupa&#8217;nın iç politikasının değerli ve ilerici bir</strong> <strong>üyesi olmuştur.'&#8217;</strong>. Bir kaç yıl içinde ulus düşüncesini ülkeye egemen kılan cumhuriyeti kurar ve bugün modern gözüyle baktığımız pek çok batı ülkesinden önce kadınlarınıza seçme-seçilme hakkı verir. Kadınlarınız ki yy larca sadece ya üreme aracı olarak yada bir şairinizin deyişiyle &#8216;&#8217;<strong>sofranızdaki yeri öküzünüzden sonra gelen  kadınlarınız</strong> .'&#8217;tekrar bir soru soracağım &#8216;&#8217; kadınlar ; siz cumhuriyetin farkında mısınız yoksa insanlığın düşmanı olan nankörlük bataklığında mısınız ?  '&#8217;.Tarihinizi incelerken daha da üzüldüm. Büyük önderiniz yani Londra basınının deyişiyle</p>
<li>&#8216;&#8217; <strong>tarihin en büyük adamı</strong> &#8216;&#8217; öldükten sonra daha 20 yıl geçmeden sizin ülkenizde tekrar değişmeler oldu. Başbakanınız ulusun meclisine &#8216;&#8217;siz hilafeti tekrar getirebilirsiniz &#8216;&#8217; dedi. Ve bu böyle devam etti. Yıllarca hem 80 yıl önce topraklarınızdan kanla temizlediğiniz emperyalistler hem de çağdaş ordunuz tarafından bertaraf edilen yobaz sürüsü tekrar ülkenizde güçlü oldu. Size tekrar bir soru; siz bunlar karşısında ne yapıyorsunuz? .Din adamlarınızın bazıları günümüzde ona dine karşıdır diyorlar. Benim anlamadığım, kutsal bir kitabını sırf insanları anlasın diye kendi diline çeviren bir insan nasıl dine karşı oluyor. Ya da annesi ve ablasının her ölüm yıldönümünde mevlit okutturan, ramazan ayınız da her gün kuran okutturan biri nasıl dine karşı olur. Acaba sizin din adamlarınız mı yalancı, yoksa Atatürk mü gerçek inançlı ? Veya siz böylelerine nasıl din adamı deyip saygı gösteriyor sunuz ? İşgal yıllarınız da camileriniz ahırlara çevrilirken bugün ülkenizde on binlerce cami var ve insanlarınız rahatça ibadet ediyor peki nasıl oluyor da Atatürk din karşıtı oluyor. Acaba sizin dininiz de mi bir sorun var, din adamlarınızda mı bir sorun var, yoksa siz bu kadar iyiliği hak edecek bir toplum mu değil siniz ? Ama bugün yinede Müslüman ülkeler arasında en iyi durumda sizsiniz. Bu da yine biraz da olda Atatürk ü anladığınızı gösteriyor. Fransız romancı farrere nin bir sözü vardır.&#8221; <strong>Onu sizler</strong> <strong>lâyıkıyla takdir edemezsiniz. Büyüklüğünü gereği gibi ölçemezsiniz. O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için, O&#8217;na çok uzaklardan bakmak gerekir.</strong>&#8216;&#8217; Onun Atatürk hakkındaki bu sözleri belki de doğrudur o sizin değil de belki bugün peşinde koştuğunuz batı da yaşayan biri olsaydı siz bugün onu tarihin en büyük komutan ve devlet adamı olarak her gün defalarca okurdunuz. Ama belki de Atatürk size fazla geldi. Siz bu kadar büyüklüğü hak etmiyordunuz. Hangi komutan vardır ki Kurtuluş Savaşı verirken aynı zamanda askeri ordu yanında bir de kültür ordusu kurar. İlk meclisiniz de çok sayıda şair, yazar, gazeteci vardı. Atatürk askeri savaş ile kültür savaşını aynı anda yapıyordu. Ama şimdi onu savunan yazar, şair, ve gazetecileri öldürüyorsunuz.hem de yiğitçe değil ,pusular da.</li>
<p>Sizin tarihinizi okurken mert bir toplum olduğunuzu okumuştum. Yıllar sizi ne kadar da değiştirmiş. Kurtuluş Savaşında vatanını sevdiğine tercih eden bir toplumdan, Atatürk ü övenleri öldüren bir topluma.</p>
<p>Neyse mektubu bitiriyorum, sizin şairlerinizden birinin sözleriyle bitiriyorum.<br />
&#8216;&#8217; Atatürk e dil uzatma sebepsiz, sen anandan yine çıkardın ama baban kimdi bilemezdin şerefsiz .'&#8217;ne güzel bir söz Atatürk ve kurtuluş savaşı olmasa belki de hepiniz böyle olacaktınız.<br />
Tarihini hak etmeyen bir toplumdan tarih bir gün hesap sorar.<br />
Not: Hortumladığım paraların bir kısmını sizdeki insanlığa bakarak, kendi insanlığımdan utanarak iade ettim, yediklerimi sorarsanız ise onu da sizin dininize bakarak hallettim. Ne mi yaptım bütün pis işleri yaptıktan sonra tövbe ettim, temizlendim.
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/turklere-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ölü Ozanlar Derneği Üzerine</title>
		<link>http://elestiri.org/olu-ozanlar-dernegi-uzerine/</link>
		<comments>http://elestiri.org/olu-ozanlar-dernegi-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2008 14:38:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Julide Gülen</dc:creator>
		
		<category>Sinema ve TV</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/olu-ozanlar-dernegi-uzerine/</guid>
		<description><![CDATA[Temiz yüreklerindeki şiir aşklarını Welton akademisinin &#8220;disiplin&#8221;, &#8220;onur&#8221;, &#8220;yetkinlik&#8221; ve &#8220;gelenek&#8221; katı sınırlarına sığdıramayanlar&#8230; Sıkıcı hayatlarının, ailelerin çizdiği sınırları her farkına varışlarında ve uyanışlarında sürüye katılmaları için dürtüldüler. Çizilen hayatlarda insan olarak devam etmeyi gösteren işaretler kalmamıştır, seçimler, duygular&#8230; Hiçbiri&#8230; Onur salonunda, 1800de Welton&#8217;ın öğrencilerinde kendilerini gördüler, yüzlerindeki ifadenin, gözlerideki ışığın kendilerinden farklı olmadığını. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Temiz yüreklerindeki şiir aşklarını Welton akademisinin &#8220;disiplin&#8221;, &#8220;onur&#8221;, &#8220;yetkinlik&#8221; ve &#8220;gelenek&#8221; katı sınırlarına sığdıramayanlar&#8230; Sıkıcı hayatlarının, ailelerin çizdiği sınırları her farkına varışlarında ve uyanışlarında sürüye katılmaları için dürtüldüler. Çizilen hayatlarda insan olarak devam etmeyi gösteren işaretler kalmamıştır, seçimler, duygular&#8230; Hiçbiri&#8230; Onur salonunda, 1800de Welton&#8217;ın öğrencilerinde kendilerini gördüler, yüzlerindeki ifadenin, gözlerideki ışığın kendilerinden farklı olmadığını. Bu ilk çarpıştı sınırların cam duvarlarına çünkü artık kaptan Keating vardı hayatlarında ve her soluk alışı &#8220;carpe diem&#8221; diye tokatlıyordu yedi genci. Todd&#8217;un bahçede kıpkırmızı güneşe &#8220;ne kadar da geniş&#8221; deyip imrenmesi fakat etrafına bir kez daha bakıp &#8220;ama yine de küçük&#8221; demesi.</p>
<p>Artık sarsılmaları başlamıştı gençlerin, derken carpe diem yazdığı kağıda &#8220;ama nasıl&#8221;ı eklemesi, çaresiz ve ikilemde, istemesenizde boğazınızda bir şeyler düğümleniyor, N.H. Kleinbaum omuzlarınızdan tutup sarsıyor sizi &#8220;ama nasıl..&#8221; beyninizde yankılanıyor sesi. Todd için bunlar olurken Knox&#8217;da bütün saflığıyla aşık olmanın acı tadını çıkarıyordu.<a id="more-76"></a></p>
<p>Ve derslerden ilkinde şiiri anlamanın sınırlarını aşıyorlardı, sadece sayfayı yırtmakla kalmayarak tabi. Ama sayfaları yırtmak  gençler için önemliydi, onlar eğitim sistemlerinin kalıcı safsatalarıydı ve bunları yırtmalarını isteyen bir öğretmen vardır karşılarında, güçlü ve samimi. Öyle ki öğretmenlerinin bu hakmiyeti ve karşı çıkışı eğlendirmişti onları. Evet, e zevk almışlardı ama. Welton akademisine fazla gelmişti bu kahkahalar bu yüzden ki Bay Mcallister derste öğretmenin olmadığını düşünerek sınıfa hışımla girmişti. Bu baskının ardından kaptan Keating&#8217;in açıkça seçenekleri ortaya koyuşu:&#8221;Şimdi bir yol ayırımına geldiniz. Ya Akademik ‘hoi polloi’nin<em>*</em> baskısına yenik düşersiniz ve meyve daha olgunlaşmadan çürür, ya da siz başarıyı birer şahsiyet olarak yakalarsınız. Düzende kalmayı bir sürüye katılmak, sistemin yönetenlerine paralel kalmak kısaca beynini yok saymak, insan olmaktan çıkmak olarak tanımlar ve doğrudur da yazının başında yazdığım gibi. Bu seçenekte insan olarak devam etmeyi gösteren her işaret geride kalmış ve siliktir. Bunları belirginleştirmeye çalışan bay Keating’ in mücadelesinde bay Mcalllister gibi statükocu beyinlerin &#8220;Shakespeare ya da Mozart olamadıklarını anladıklarında, onları kandırdığınız için sizden nefret edecekler” demesi veya “daha on yedisinde özgürlük ha” demesi ve bu düşünsel tabucuların aynada kendilerini realist takımlarla görmesi şaşırtıcı ve sarsıcı değildir çünkü bunlar olmasa mücadele olmaz. Keating’ in bu gençler için umudu, bu sabit beyinlerin sözleriyle kıpırdamayacak kadar kuvvetli ve haklıdır.</p>
<p><em>*hoi polloi yunanca sürü demektir.</em>
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/olu-ozanlar-dernegi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sivas Katliamının 15. Yılı</title>
		<link>http://elestiri.org/sivas-katliaminin-15-yili/</link>
		<comments>http://elestiri.org/sivas-katliaminin-15-yili/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 18:17:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volkan Çınar</dc:creator>
		
		<category>Tarihsel</category>

		<category>Bireyler ve Toplum</category>

		<category>Dinler ve İnanç</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/sivas-katliaminin-15-yili/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Sivas Katliamı veya Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas&#8217;ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli&#8217;nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<strong>Sivas Katliamı</strong> veya <strong>Sivas Madımak Olayı</strong>, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas&#8217;ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli&#8217;nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan <strong>33 Alevi yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi</strong> ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.</p>
<p>Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin&#8217;in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.&#8221;<a id="more-75"></a></p>
<p>&#8220;<strong>2 Temmuz 1993</strong> günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.</p>
<p>Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000&#8242;e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000&#8242;e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutusturalan perdelerler ve alt kattaki bulunan esyalarla birlikte yakildi otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin&#8217;in de bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin&#8217;in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin&#8217;i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.</p>
<p>Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Gene olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.&#8221;</p>
<p>Alıntı: <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sivas_Mad%C4%B1mak_Olay%C4%B1" target="_blank">Wikipedia</a></p>
<p><img title="Sivas Katliamı" alt="Sivas Katliamı" src="http://www.elestiri.org/images/sivas_madimak.jpg" align="middle" /></p>
<p>Aradan 15 yıl geçmesine rağmen hala bazı yanlı basın ve insanlar tarafından bu <strong>katliamı</strong>; &#8220;tatsızlık&#8221;, &#8220;provakasyon&#8221; gibi kelimelerle nitelendiriliyor. Bu da ülkemizde bu denli büyük katliamların sonucunda bile bazı kalıplaşmış düşüncelerin asla değişmeyeceğini gösteriyor.</p>
<p>Sivas&#8217;ta yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anıyoruz&#8230;
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/sivas-katliaminin-15-yili/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türban ve Özgürlük</title>
		<link>http://elestiri.org/turban-ve-ozgurluk/</link>
		<comments>http://elestiri.org/turban-ve-ozgurluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 09:31:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volkan Çınar</dc:creator>
		
		<category>Bireyler ve Toplum</category>

		<category>Dinler ve İnanç</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/turban-ve-ozgurluk/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin gündemini son günlerde yine türban tartışması meşgul etmeye başladı. Kendi adıma bu tartışmalar beni ilgilendirmiyor. İşsizlik, eğitim hatta açlık gibi sorunları olan ülkemizde türban meselesi bu ülkede öncelik olmamalı. Bu eleştiride bahsedeceğim olay ise tüm bu tartışmalar arasında gördüğüm bir kareyle alakalı. Bildiğiniz üzere &#8220;türban özgürlüğü&#8220; için onlarca kişi çeşitli eylemler yaptı. Genelde türban takan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin gündemini son günlerde yine <strong>türban</strong> <strong>tartışması </strong>meşgul etmeye başladı. Kendi adıma bu tartışmalar beni ilgilendirmiyor. İşsizlik, eğitim hatta açlık gibi sorunları olan ülkemizde türban meselesi bu ülkede öncelik olmamalı. Bu eleştiride bahsedeceğim olay ise tüm bu tartışmalar arasında gördüğüm bir kareyle alakalı. Bildiğiniz üzere &#8220;<strong><em>türban özgürlüğü</em></strong>&#8220; için onlarca kişi çeşitli eylemler yaptı. Genelde türban takan kadınlardan oluşan eylemciler arasında genç kızlar hatta çocuklar vardı.</p>
<p><img title="Türban ve Özgülük" alt="Türban ve Özgülük" src="http://www.elestiri.org/images/basortulu-kucuk-cocuk2.jpg" align="middle" /><a id="more-73"></a></p>
<p>6-7 yaşlarında elinde bir tahta parçasına tutturulmuş karton, başında tek bir saç teli gözükmeyecek şekilde bağlanmış türbanı ile bir çocuk. Kartonda &#8220;<strong>Başörtüsüne Koşulsuz, Sınırsız Özgürlük!</strong>&#8221; yazıyor. Kendisi okuma yazmayı ya bilmiyor ya da yeni öğrenmiş olmalı. Bilse bile elindeki kartonda yazan şey hakkında bir fikrinin olduğunu düşünmüyorum. Aynı şekilde başını örten bez parçasını da bu güneşte neden taktığını bilmiyordur. Çünkü bu çocuk (kız ya da kadın değil) ne dini anlayıp, yorumlayıp buna göre dinin emirlerini kendi hür (<strong>özgür!</strong>) bilinci ile yerine getirebilecek yaşta ne de başındakinin, erkeklerin kendisini bir cinsel obje olarak görmesini engellemek için taktığının farkında.</p>
<p>Evet onlar daha çocuk! Başlarında kendilerine dayatılmış bez parçaları ellerinde özgürlük isteyen kartonlarıyla onlar henüz çocuk. Özgürlük(!) savunucusu çocuklar&#8230;
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/turban-ve-ozgurluk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Youtube ve Türkiye</title>
		<link>http://elestiri.org/youtube-ve-turkiye/</link>
		<comments>http://elestiri.org/youtube-ve-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 16:26:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volkan Çınar</dc:creator>
		
		<category>Bilişim</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/youtube-ve-turkiye/</guid>
		<description><![CDATA[Dünya&#8217;nın en büyük video paylaşım sitesi Youtube mâlumunuz olduğu üzere ülkemizde 3-4 haftalık periyotlarla yasaklanmakta. İlk yasak 2007 yılının başlarında &#8220;Atatürk&#8217;e hakaret&#8221; gerekçesiyle gelmişti. Türkiye&#8217;de ve Dünya&#8217;da büyük ses getiren bu yasak dış basında ülkemizin &#8220;yasakçı&#8221; ülkeler arasına girdiğini lanse ederken yasağı savunanların ortak fikri &#8220;Youtube Türkiye üzerinden dünyanın parasını kazanıyor eğer bizim dediğimizi yapmazsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya&#8217;nın en büyük video paylaşım sitesi Youtube mâlumunuz olduğu üzere ülkemizde 3-4 haftalık periyotlarla yasaklanmakta. İlk yasak 2007 yılının başlarında &#8220;Atatürk&#8217;e hakaret&#8221; gerekçesiyle gelmişti. Türkiye&#8217;de ve Dünya&#8217;da büyük ses getiren bu yasak dış basında ülkemizin &#8220;yasakçı&#8221; ülkeler arasına girdiğini lanse ederken yasağı savunanların ortak fikri &#8220;Youtube Türkiye üzerinden dünyanın parasını kazanıyor eğer bizim dediğimizi yapmazsa yasaklarız.&#8221; idi.</p>
<p>Fakat yasakların sayısı gitgide arttıkça artık bu fikir tamamen ortadan kalktı ve iş bilmez insanların Ulaştırma Bakanlığı ve Telekomünikasyon Kurumu&#8217;nun başında olduğu açıkça ortaya çıktı. İlk olarak yeni bilişim yasasıyla gelen &#8220;Atatürk&#8217;e hakaret&#8221; suçu tartışma konusu. Tüm dünyada bazı şeyler ortak olarak yasaklanmakta bunlar genellikle insanlara zarar verebilecek ya da çocuk istismarıyla alakalı ama buna benzer bir uygulama başka bir yerde yok (Suudi Kral&#8217;ı hariç).<a id="more-72"></a></p>
<p>Atatürk&#8217;e hakaret elbette suç olarak sayılabilir ama internet gibi bir ortamda bu suçu erişim engelleme ile çözmek mümkün değil. Mümkün olacağını düşünürsek şuanki durumumuzda oluruz.</p>
<p>Olay şundan ibaret 3-5 kendini bilmez Youtube.com adlı siteye Atatürk&#8217;e hakaret eden ya da yanlış gösteren videolar ekliyor. Bu videoların Türkiye sınırları dahilinde izlenmesinin sonucu ne olabilir? İnsanlarımızı kızdırır başka bir sonuç beklenemez çünkü Atatürk&#8217;ün neler yaptığını ve yapmadığını kendi milleti elbette bilecektir.</p>
<p>Peki daha önce Atatürk adını duymuş fakat tam olarak bilgi sahibi olmayan biri bu videoları görünce ne olur? Atatürk hakkında yanlış izlenimlere sahip olabilir ve video amacına ulaşmış olur. Peki bu videolara erişim Türkiye sınırları dahilinde engellenince ne oluyor? Bizim insanlarımız yani Atatürk hakkında gerçekleri bilenler bu videoları göremiyor bunun yanında milyonlarca yararlı videoya da ulaşamıyor (bunların içinde Atatürk&#8217;ü öven videolarda var). Fakat Atatürk hakkında bilgiye sahip olmayan insan hala o videolara ulaşabiliyor yani videolar amacına ulaşıyor ve bu engelleme fazladan videoyu ekleyen kişilere haz veriyor çünkü koca ülkenin, internetteki en yararlı sitelerden birisine girmesini engellemiş oluyorlar.</p>
<p><img src="http://www.elestiri.org/images/penguen-youtube.jpg" />
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/youtube-ve-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Jean Christopher Grange Üzerine</title>
		<link>http://elestiri.org/jean-christopher-grange-uzerine/</link>
		<comments>http://elestiri.org/jean-christopher-grange-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 13:27:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Şimşek</dc:creator>
		
		<category>Kitap ve Yazın</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/jean-christopher-grange-uzerine/</guid>
		<description><![CDATA[Modern &#8216;&#8217;thriller - gerilim'&#8217; tarzı romanların günümüzde ki en büyük ustalarındandır bence. Grange&#8217;ın gerilim ve macera romanlarında üstün hayal gücünün ve bu hayal gücünün yanında araştırma tutkusu eserlerinde yüksek dozlarda görülmektedir. Hayal gücü ve araştırma tutkusunun içinde hele birde bilimsel öğeleri serpiştirdiği zaman işte ozaman mükemmel eserler ortaya çıkıyor.
Fransız yazar, romanlarında mekan olarak genelde Fransa&#8217;yı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern &#8216;&#8217;thriller - gerilim'&#8217; tarzı romanların günümüzde ki en büyük ustalarındandır bence. Grange&#8217;ın gerilim ve macera romanlarında üstün hayal gücünün ve bu hayal gücünün yanında araştırma tutkusu eserlerinde yüksek dozlarda görülmektedir. Hayal gücü ve araştırma tutkusunun içinde hele birde bilimsel öğeleri serpiştirdiği zaman işte ozaman mükemmel eserler ortaya çıkıyor.</p>
<p>Fransız yazar, romanlarında mekan olarak genelde Fransa&#8217;yı seçiyor. Paris gibi ünlü metropollerin yanında Mağrip&#8217;li insanların yaşadığı kenar mahalle ve sanayi kentlerinide eserlerinde mekan olarak kullanıyor. Romanlarında kreatif modeller işliyor. Farklı uluslardan insanlarıda entegre ettiği romanlarındaki karekterler okuyucuda büyük bir gizem uyandırıyor. <a id="more-70"></a></p>
<p>Orjinal objeleri yansıtmayı çok iyi bilen birisinin eserleri &#8216;&#8217;bestseller'&#8217; eserler rahatlıkla girebilir. Grange bunu başarabiliyor. En önemli özelliklerinden biriside imgeleri çok iyi kullanabiliyor. Bunu en çok &#8216;&#8217;Siyah Kan'&#8217; adlı eserinde görebiliriz. Bu imgeler üzerinden okuyucuyu istediği yerlere götürebiliyor.</p>
<p>Bir romanda olay örgüsü ve bu olay ögrüsünü okuyucuya en yalın aynı zamanda en orjinal şekilde yansıtmak büyük beceri ister. J.C.Grange bu kurallara en çok uyan yazarlardandır. Aslında kural denince aklınıza belli kalıplar gelmesin. Bence Grange klasik kurallara uymayarak ve belkide çoğu klasik yazarın tepkisini toplayarak bu eserleri ortaya koyabiliyor.</p>
<p>Eserleri: Siyah Kan (En çok tavsiye ettiğim eseridir)<br />
Kurtlar İmparatorluğu<br />
Kızıl Nehirler<br />
Leyleklerin Uçuşu<br />
Taş Meclisi
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/jean-christopher-grange-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sitede Aksaklık</title>
		<link>http://elestiri.org/sitede-aksaklik/</link>
		<comments>http://elestiri.org/sitede-aksaklik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 17:33:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volkan Çınar</dc:creator>
		
		<category>Eleştiri.org</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/sitede-aksaklik/</guid>
		<description><![CDATA[Eleştiri.org&#8217;un sunucu değişmesinden dolayı 3 gün önceki yedeğe dönülmüştür. Bu işlem sırasında ufak tefek sorunlar yaşanmıştır. Sorunlar en kısa zamanda düzeltilip yeni uygulamalar eklenilecektir. Bu süreç içerisinde kaydolan kullanıcılarımız kayıtlarını yenilemelerini, yazı gönderen yazarlarımızında tekrar yazılarını göndermesini rica ederiz.
Bu aksaklık için tüm kullanıcılarımızdan özür dileriz.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eleştiri.org&#8217;un sunucu değişmesinden dolayı 3 gün önceki yedeğe dönülmüştür. Bu işlem sırasında ufak tefek sorunlar yaşanmıştır. Sorunlar en kısa zamanda düzeltilip yeni uygulamalar eklenilecektir. Bu süreç içerisinde kaydolan kullanıcılarımız kayıtlarını yenilemelerini, yazı gönderen yazarlarımızında tekrar yazılarını göndermesini rica ederiz.</p>
<p>Bu aksaklık için tüm kullanıcılarımızdan özür dileriz.
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/sitede-aksaklik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Canlı Grupları ve Duyarsızlık</title>
		<link>http://elestiri.org/canli-gruplari-ve-duyarsizlik/</link>
		<comments>http://elestiri.org/canli-gruplari-ve-duyarsizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Mar 2008 22:39:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>aybike_umay</dc:creator>
		
		<category>Bireyler ve Toplum</category>

		<category>Genel Konular</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/canli-gruplari-ve-duyarsizlik/</guid>
		<description><![CDATA[Bitkiler, hayvanlar ve insanlar canlılar alemini oluşturur.Canlı varlıklar Allah’ın sunduğu özellik sayesinde var olan veya verilen tepkilere karşı duyarlılık gösterir.Mesela; bitkiler, en güzel örneği Ayçiçeğidir. Bilindiği üzere Ayçiçeği yüzünü gün boyunca güneşe doğru döner. Güneş ısısına karşı verdiği duyardan kaynaklanır.
Hayvanlar, bitkilere nazaran örnekleri daha çoktur. Hayvanların çoğu çevresindeki olaylara karşı duyarlılık duygusu içindedir. Tıpkı Ezan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bitkiler, hayvanlar ve insanlar canlılar alemini oluşturur.Canlı varlıklar Allah’ın sunduğu özellik sayesinde var olan veya verilen tepkilere karşı duyarlılık gösterir.Mesela; bitkiler, en güzel örneği Ayçiçeğidir. Bilindiği üzere Ayçiçeği yüzünü gün boyunca güneşe doğru döner. Güneş ısısına karşı verdiği duyardan kaynaklanır.</p>
<p>Hayvanlar, bitkilere nazaran örnekleri daha çoktur. Hayvanların çoğu çevresindeki olaylara karşı duyarlılık duygusu içindedir. Tıpkı Ezan sesine karşı köpeklerin uluması, annesinden ayrılmış kedi yavrusuna dişi bir köpeğin kendi yavrularıyla birlikte kedi yavrusuna da sütünden emmesine izin vermesi ya da kor ateş üzerindeki bir kangurunun (erkek veya dişi) çevresindeki yavru kanguruları önce kesesine sokması, sıcaklığın daha da artmasıyla yavru kanguruyu kesesinden de çıkarak başının üstüne doğru kaldırması gibi.<a id="more-68"></a></p>
<p>İnsanlar; Allah insanlara lütuf olarak diğer canlı gruplarına oranla duyar, duyarlılık hissini daha yoğun bir şekilde vermiştir. İnsan denen canlı grubunun sahip olduğu bu lütfuda varsayarak; ‘her insanın çevresine ve çevresindeki olaylara karşı duyarlılık hissiyatı içinde bulunması beklenir’. Fakat bazı yaşanılan gerçekleri göz önüne alacak olursak tereddütler düşüyor ortaya.</p>
<p>Ülkemizin gündemi uzun süredir başörtüsü sorunu ile meşgul. Kimine göre yenen hak var, kimine göre yapılan uygulama adaletli. Kimi laiklik elden gider diyor, kimileri de karşılık olarak peki ya özgürlük diyor. Üniversitelerde, geleceğin sahipleri gençler arasında bölünmeler oldu. Karışıklıklar çıktı.</p>
<p>Bunun dışında askerlerimiz 8 günlük bir operasyona katıldı. Mehmetçiğimiz sınırda, bu vatan ve bu bayrak için ŞEHİT düştü.</p>
<p>Ülkemizin durumu böyle hüsran rüzgarları hakimiyeti altındayken, insan grubuna mensup bazı insancıklar duyarlılıklarını(kendilerince) sergilediler. Neler mi yaptılar;</p>
<p>1)Hilton Otellerinde 10.yıl nutkunu söyleyerek,ağızlarında puro,ellerinde içki kadehleri,baylar zebra modeli smokinli,bayanlar süs köpeği misali şatafat içinde danslar ettilerrrrrr…</p>
<p>2)Bülent Ersoy’un adı sokağa verilsin mi verilmesin mi tartışmasını yaptılarrrrrrr….</p>
<p>3)Yeni doğan bebek Müslüman değildir diye ispatlamaya çalıştılarrrr…</p>
<p>4)En iyi Topçu,Popçu seçmek için yoğun çabalar sarfettilerrrrrr….</p>
<p>5)’Uçan Kuş’ da görüntülenebilmek için o bar senin bu bar benim misali dolaştılarrrrrrr…</p>
<p>6)En ünlü markalar nerelerde ucuz diye bizleri bilgilendirdilerrrrrrrrr….</p>
<p>7)……………</p>
<p>Nokta, nokta ve yine nokta!(…)</p>
<p>Şimdi sormak lazım gelir bu ‘duyarlılık sahibi insan özelliği gösterenlere’ ;</p>
<p>Siz hangi canlı grubundansınız?
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/canli-gruplari-ve-duyarsizlik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AKP&#8217;ye Kapatma Davası</title>
		<link>http://elestiri.org/akpye-kapatma-davasi/</link>
		<comments>http://elestiri.org/akpye-kapatma-davasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Mar 2008 18:08:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volkan Çınar</dc:creator>
		
		<category>Politika</category>

		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/akpye-kapatma-davasi/</guid>
		<description><![CDATA[Cuma akşamlar her zaman hareketlidir Türkiye&#8217;de. Birileri birşey yapacaksa mutlaka cuma akşamını bekler. Bunun en büyük nedeni ekonomimizin pamuk ipine bağlı olması ve en ufak şeyde yara almasıdır. Herneyse daha uzatmadan geçtiğimiz cuma günü yaşanan olaya gelelim. AKP&#8217;ye, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kapatma istemi ile dava açıldı. Daha öncede Başsavcı hükümeti sözlü olarak uyarmıştı bunun karşısında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cuma akşamlar her zaman hareketlidir Türkiye&#8217;de. Birileri birşey yapacaksa mutlaka cuma akşamını bekler. Bunun en büyük nedeni ekonomimizin pamuk ipine bağlı olması ve en ufak şeyde yara almasıdır. Herneyse daha uzatmadan geçtiğimiz cuma günü yaşanan olaya gelelim. AKP&#8217;ye, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kapatma istemi ile dava açıldı. Daha öncede Başsavcı hükümeti sözlü olarak uyarmıştı bunun karşısında ise R.T.Erdoğan, &#8217;sen kimsin&#8217; tarzı bir yaklaşım sergilemişti. Birçok avrupa ülkesinde de mevcut ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nden de geçmiş olan &#8217;siyasi parti kapatma&#8217; davaları çeşitli kesimlerce &#8216;demokrasiye aykırıdır&#8217; tarzı söylemlerle karşılanıyor. Bir diğer ithamsa &#8216;milletin iradesine nasıl karşı geliniyor&#8217; şeklinde. Öncelikle AKP milletin iradesi değildir, şuanki hükümet partisidir. Mecliste çoğunluğa sahip olması AKP&#8217;yi milletin iradesi yapmaz. Kaldı ki AKP, değil %47 isterse %80 oyla gelmiş olsun bu onlara ülkede kafalarına göre at koşturma yetkisi vermez.</p>
<p>Bugün iddianamenin tam metni internette yayınlandı ve inceleme fırsatı buldum. Metin içerisinden laikliğin tanımını ve iddianamedeki onlarca iddiadan sadece birkaçını yorumsuz olarak buraya yazmak istiyorum. İddianamenin tamamını <a href="http://www2.gazetevatan.com/iddianame/iddianame.doc">şu</a> adresten indirebilirsiniz.<a id="more-67"></a></p>
<p><strong>İddianamedeki Lâiklik tanımı;</strong></p>
<p>Lâiklik, ortaçağ dogmatizmini yıkarak aklın öncülüğü, bilimin aydınlığı ile gelişen özgürlük ve demokrasi anlayışının, uluslaşmanın, bağımsızlığın, ulusal egemenliğin ve insanlık idealinin temeli olan bir uygar yaşam biçimidir. Çağdaş bilim, skolâstik düşünce tarzının yıkılmasıyla doğmuş ve gelişmiştir. Lâiklik, toplumların düşünsel ve örgütsel evrimlerinin son aşaması; ulusal egemenliğe, demokrasiye, özgürlüğe ve bilime dayanan siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın çağdaş düzenleyicisidir. İnsanı kul olmaktan çıkarıp birey yapan, bireye kişiliğini geliştirmesi için özgür düşünce olanaklarını veren, bu yolla siyaset-din ve inanç ayrımını gerekli kılarak din ve vicdan özgürlüğünü sağlayan ilkedir. Dinsel düşünce ve değerlendirmelerin geçerli olduğu dine dayalı toplumlarda, siyasal örgütlenme ve düzenlemeler de dinsel niteliklidir. Lâik düzende ise din, siyasallaşmadan kurtarılır, yönetim aracı olmaktan çıkarılır, gerçek ve saygın yerinde tutularak kişilerin vicdanlarına bırakılır. Dünya işlerinin lâik hukukla, din işlerinin de (inanç ve ibadet çerçevesinde) kendi kurallarıyla yürütülmesi, çağdaş demokrasilerin dayandığı temellerden biridir. Bu bağlamda; laik devlet düzeninde kamusal düzenlemelerin kaynağı dinî kurallar olamaz ve bu düzenlemelerin dinî kurallara göre yapılması düşünülemez.</p>
<p><strong>İddianamedeki onlarca maddeden sadece birkaçı;</strong></p>
<p>12) a-Başbakan Recep Tayip Erdoğan&#8217;ın basına yansıyan geçmişteki beyanlarında:<br />
* Fanilere kul olmayacağız, dedik. Biz sadece bir zihniyetin, bir sistemin bu ülkede iktidarı için çalışıyoruz. Bu zihniyet, bu sistem er geç bu ülkede iktidar olacak. Dolayısıyla kula kul olmayacağız, çıkara kul olmayacağız. Fanilere kul olmayacağız, sadece Allah&#8217;a kul olmanın hazzını yaşayacağız.<br />
* Türkiye&#8217;de şu anda birilerinin şeriatı var. Ama bu şeriat tükendi. Şu anda kahrolsun şeriat diyenler, kendi kendilerine kahroluyorlar.<br />
* Ben İstanbul’un imamıyım.<br />
* Elhamdülillah şeriatçıyım.<br />
* Yılbaşına karşıyım.<br />
* Ata&#8217; ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.<br />
* Bizim için günah dosyası hazırlamışlar. Bizim günah dosyamızda ne var, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi&#8217;ni fatiha ile açmak var. Bir Meclis&#8217;i fatihayla açtık. Fatiha ile Meclis&#8217;i açmak nedir? Önce bunu açıklayalım&#8230; Fatihanın manası nedir? Fatiha, karanlığı aydınlığa açmaktır.<br />
* Yirmi yıl önce, yirmi beş yıl önce deselerdi, pop yıldızlarının çılgınlıklarını sergiledikleri Gülhane Parkı&#8217;nda bir gün gelecek, Allah&#8217;a âşık olanlar, ona sadık olanlar, muhlisler bu çınarların altını dolduracak ve buradan dünyaya nasıl ortaçağın karanlıklarından bir yeni çağ açmışlarsa, Allah&#8217;ın izniyle bir yeni çağ açılmışsa, Allah&#8217;ın izniyle yeni bir çağ, zulüm çağı kapatılacak, aydınlık bir çağ açılacaktır.<br />
* İmamlar da nikâh kıysın.<br />
* Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker.<br />
* Ben tekkeye değil dergâha gittim….,</p>
<p>&#8220;Bu ülkenin yüzde 99&#8242;u Müslüman. Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olduğu zaman adeta ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisinin bir arada olması. Durum böyle olunca ben Müslüman’ım diyenin tekrar yanına gelip bir de aynı zamanda da laikim demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslüman’ın yaratıcısı olan Allah kesin hakimiyet sahibidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak yalan koskoca bir yalan.&#8221;<br />
&#8220;Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu!&#8221;</p>
<p>25) Adalet ve Kalkınma Partisi grubunda konuşan Tokat milletvekili Resul Tosun, üniversitede türbana serbestlik tanınmasını isterken hükümetin AİHM&#8217;deki duruşmada yanlış taktik izlediğini ileri sürmüş, Anayasa ve yasalarda türban yasağı bulunmadığını belirterek  &#8216;&#8217;Hükümet pasif kalabilirdi, hiç savunma yapmayabilirdi. Öyle anlaşılıyor ki, Anayasa Mahkemesi kararları ve Anayasa Mahkemesi Başkanı&#8217;nın etkisinde kalınarak bu savunma yapılmış. Daha sağlıklı bir cevap verilebilirdi. Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül &#8216;ün bunu hükümetin görüşü olarak söylemesi de hükümeti sıkıntıya soktu, töhmet altında bıraktı. Bu savunmayı tasvip etmemiz mümkün değil'&#8217;, &#8216;&#8217;Partimiz güçlü, çoğunluğumuz var. Bu konuları halletmemiz lazım, önümüzde kısa bir zaman kaldı. Bu düzenlemeleri niye yapamıyoruz?'&#8217; diye sorması üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın; &#8216;&#8217;Metnin tamamını okuyun, ona göre konuşun. Metnin tamamı basında yer aldığı gibi değil'&#8217; şeklinde cevap vererek savunma metnini getirttikten sonra &#8216;&#8217;Bu, hükümetin savunması ve bu savunmayı bilinçli olarak yaptık. Biz AB kriterlerini koyduk ve arkasından &#8216;takdirlerinize bırakıyoruz&#8217; dedik. (TBMM Genel Kurulu&#8217;nu işaret ederek) Burada &#8216;Egemenlik milletindir&#8217; yazıyor. Ama bazı kurumların, bunun böyle olmadığı, egemenliğin bölüşüldüğü yönünde görüşleri var. Biz de böyle olmadığını biliyoruz. Bir karar alıyoruz, Cumhurbaşkanı&#8217;ndan dönüyor, Anayasa Mahkemesi&#8217;nden dönüyor. Hani hükümet tek başına karar veriyordu. Resul Bey sen bu gruptan birisin; ne zorluklarla bu düzenlemeleri getirdiğimizi biliyorsun. Bunlar basit şeyler değil, kolay halledilecek meseleler değil. Çok acelecisiniz, biz sorumluluk sahibiyiz. Bu işi kangren haline getirenlerin şimdi dışarıdan konuştuklarını görüyoruz, siz de onların oyununa geliyorsunuz, sabırlı olun.'&#8217;  dediği,</p>
<p>29) 2005 yılı Haziran ayında AB büyükelçileri onuruna Başbakanlık Konutu&#8217;nda verdiği yemekte Belçika Büyükelçisi Mark Van Rysselberghe&#8217;nin Türkiye&#8217;de dini azınlıkların özgürlükleri kapsamında Fener Rum Patrikhanesi&#8217;nin statüsü ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın&#8217;ın misyonerlik faaliyetlerine yönelik eleştirilerini anımsatması üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, &#8220;Bu sorunu sadece azınlıktaki gayrimüslümler değil çoğunluktaki Müslüman kesim de çekiyor. Bu konu bizim için de zor&#8221; demiş, türban yasağı konusundaki rahatsızlığını da &#8220;Bu sorunu bizzat ben yaşıyorum. Eşim başörtülü. Eşim Başbakanlık Konutu&#8217;nda takabiliyor, karşıda (Cumhurbaşkanlığı&#8217;nı işaret ederek) takamıyor. Bu konularda bir toplumsal ve kurumsal mutabakat henüz sağlanmadı.&#8221; diye konuştuğu,</p>
<p>c- Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün laik devlet ilkesine aykırı eylem ve demeçleri<br />
1) Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak suçundan hakkında dava açılan Fetullah GÜLEN isimli tarikat liderinin yurt dışında kurduğu okullar bir ticari şirket olarak değerlendirilip temas ve işbirliği yapılması,  Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Bakanlığın genelgesi ile Büyükelçiliklerimizden istenmiştir.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>İddianamede Bülent Arınç, R.T.Erdoğan, Abdullah Gül ve daha birçok AKP&#8217;li hakkında çeşitli iddialar bulunmakta.
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elestiri.org/akpye-kapatma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
