Sigara
Ailemde kimse sigara kullanmaz. Hele ki babam tam bir sigara düşmanıdır. İnsanları sigara içenler ve içmeyenler olarak ayırmıştır kafasında, ona göre sıfat yüklemekte karşısındakine. Annem zaten ömrü hayatı boyunca ağzına sürmemiş. Evimizde isterseniz misafir olun, her konuda hizmet saygı sonsuzdur, ama olur da yanlışlıkla salonda veyahut odalardan birinde sigara yakmaya kalkarsanız en büyük hatayı yapmış olursunuz. Annem ve babamın sigara konusunda sınırları gayet katıdır. (Durum böyle olunca tabi bende sigaraya karşı müthiş bir merak) İşte ben böyle bir ailede yetiştim. Lakin beş parmağın beşi de bir olur mu? Olmaz tabii.
Sigarayla tanışmamız çok geçte olsa aramızda kısa sürede gelişen sıkı bir bağımız oldu, şuan can ciğeriz. Lise yıllarında tanıştık onunla. Son yıllara yakın. Nasıl mı tanıştık? Çok kolay oldu, o dönemlerde gençler her nedense kendilerini bir şeylerle kanıtlama gereği duyarlar ya, hele de sigarayla. Sigara içen büyüktür, olgundur en önemlisi ADAMdır ya hani. İşte bizde bu özentilik uğruna tanışıverdik Sigarayla. Bir de meşhur yarışlar olur; kim daha çok içine çekebiliyor, kim halka çıkartabiliyor, dumanı içinde tutup konuşabilenler kim???….. (Hatta hiç unutmam ilk içeceğim gün,”tecrübeli dostlarımdan biri” bana içime çekmeyi öğretmişti. Sigaranın dumanını çektikten sonra ‘hihhh,babam geliyor’ dedirtmişti bana. Hihhh dedikten sonra geberircesine öksürmüştüm, ama içime çektim diye de mutluluktan dört köşeydim. Ee büyümüştüm ya bende birden ondan olsa gerek mutluluk!)
İşte böyle derken derken, yani sigarayı kendimizi kanıtlama adına kullanırken birde baktık ki bağlanıvermişiz ona, hayatımızın bir parçası oluvermiş. Gel de ayrıl şimdi bu “dert dostundan”.
Artık dostluğun ilerlediği zamanlarda sorulan sorularda, cevaplarda klişeleşmiştir.
“yahu neden içiyorsun bu illeti, ne ‘derdin’ var?”
“sorma teyze ya, çok dertliyim valla.”
“sevgilim beni terk etti, ben içmeyeyim de kim içsin.”
Vs vs vs…
Diyalogları çoğaltabiliriz, lakin hepsi aynı kapıya çıktığı için gereksizdir. Sigara, her ne hikmetse dert ilacı vazifesini üstlenmiştir. Psikiyatr’ların dertli insanlara sunduğu reçetelerde var olmayan bir ilaç tabii bu. Hem almak için değil reçeteye, yaşınızın büyük olmasına bile gerek yok. Her yerde rahatlıkla bulunabilecek bir ‘ilaç’. Ama endoksiyonlarından ziyade yan etkileri etkili olan bir şeydir. Kaç senedir sigara içerim, lakin dert ortağı dostumun derdimi falan azalttığı yok. Aksine başıma daha da dert açmıştır. Ee diyorsunuz ki; madem bunları yazıyorsun hala neden içiyorsun bu illeti? İşte dedik ya başında da dost olmuşuz bir kere bu illetle. İnsan dostunun yanlışlarını herkese söylermiş de, kendine bir türlü söylemezmiş, o misal işte buda.
Sigara’dan gençleri hatta artık çocukları uzak tutmalıyız. Bunu katı kurallar koyarak yapamayız, çok serbestlik göstererek de başaramayız. Önemli olan çizginin sınırlarını iyi tespit ederek, doğru koymaktır. Çok hassas bir nokta olduğunu unutmamaktır. Ben kendim bir aktif içici de olsam üstüme vazife bilirim bunları.
Sigara konusunda tasarlanan yasaya gelirsek, bana göre hükümetin yaptığı en iyi şey. İlk defa arkalarında olduğum bir şey. Tabii inşallah en doğru şekilde uygulanırsa. Gözüm açık giderdim zaten ya, eğer hiçbir noktada ortak düşünceye düşmeden ölseydim. Yani 47 gibi basit olmayan bir sayıdan bahsediyoruz, insan bir yerden sonra kendini dışlanmış gibi hissediyor. Diyor insan içinden; ”ya bende mi bir sorun var, yanlış olanlar, yapılanlar nasıl olur da bu kadar büyük kesim için doğru sayılır?” Neyse vesselam sözün özü; SİGARA SAĞLIĞA ZARARLIDIR,LANET BİR İLLETTİR. UZAK DURALIM,ÇEVREMİZDEKİLERİ UZAK TUTMAYA ÇALIŞALIM!!!



Hakikaten samimi duygularla yazılmış hoş bir yazı. Yazıyı kaleme alan arkadaşı kutluyorum. Sigara kullanıcılarına nasıl yaklaşılması gerektiğini gerçekçi bir dille aktarmış yazar arkadaş. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.